Abone Ol

İnce çizgi: Sosyal içici ve sorunlu kullanım

Yazıyı Paylaş

Sosyal içicilikle sorunlu kullanım arasındaki farkı anlamak, hayatın zevklerini sürmenin yanı sıra kişisel sağlığınızı korumak için de önemli. Gelin farklarını birlikte inceleyelim.

Madde kullanımı, eski ritüellerden ve kutlamalardan bu yana insanoğlunun kültüründe var olan bir durumdur. Günümüzde düğün, doğum günü gibi çeşitli sosyal ortamlarda insanların bir içki tüketmesi ya da daha liberal toplumlarda rekreasyonel uyuşturucu kullanımı yaygındır. (*Alkol sağlığa zararlıdır. Uyuşturucu kullanımı illegaldir). Alkol ya da madde kullanımı, ilk etapta rahatlama sağlıyor gibi görünseler de aslında zamanla zararlı kullanıma, bağımlılığa ve bağımlılığa yol açabilecek kaygan bir zemine doğru sürüklenebilir. 

Sosyal içici kime denir?

Birey, alkolü sınırlı miktarda ve genelde sadece sosyal ortamlarda tükettiği, alkol kullanımıyla ilgili herhangi bir sorun yaşamadığı takdirde bir sosyal içicidir diyebiliriz. Madde kullanımı genellikle ılımlı ve kontrollü tüketimi ifade eder. Akşam yemeğinde arkadaşlarla içilen içkiyi düşünün. Bu senaryolarda, içki kullanımı etkinliğe eşlik eder, ancak odağın merkezinde değildir. Sosyal kullanımın temel özelliği, kişinin günlük hayatında olumsuz etkilere veya aksamalara yol açmadan aktivitelere entegre edilmesidir.

Kırmızı alarm: Problemli kullanıma geçiş

Sosyal kullanımdan problemli kullanıma geçiş genellikle sinsidir. İlk başta fark edilmesi zor olan bu geçiş, genellikle bir içkinin akşamki ilk yudumu için fazla bir heyecanla beklenmesi; sıkıntı veya yalnızlıkla başa çıkmak için uyuşturuculara başvurulması gibi önceleri nispeten “hafif” değişikliklerle başlar. Zamanla, kullanım miktarı ve sıklığı artabilir. Bir bardak şarap bir şişeye dönüşebilir veya hafta sonu kullanımı hafta içine sızmaya başlayabilir. Bir zamanlar bir tür “sosyalleşme aracı” olan madde, bireyin özerkliğini ve kontrolünü sürükleyen sessiz bir “başrol” haline dönüşür.

Problemli kullanımın 8 sinyali

1. Artan tolerans: Bu, müziğin sesini yükseltmek gibidir; aynı “sesi” veya etkiyi elde etmek için giderek daha fazla maddeye ihtiyacınız olmaya başlar.

2.Yoksunluk belirtileri: Maddenin yokluğunda bedenin; baş ağrısı, huzursuzluk ya da mide bulantısı gibi semptomlarla durumu protesto etmesi, fiziksel bağımlılığın bir işaretidir.

“Sosyal kullanımdan problemli kullanıma geçiş genellikle sinsidir. Bir zamanlar bir tür “sosyalleşme aracı” olan madde, bireyin özerkliğini ve kontrolünü sürükleyen sessiz bir “başrol” haline dönüşür.”

3. Sorumlulukların ihmal edilmesi: Bir babanın oğlunun futbol maçlarını akşamdan kalma olduğu için kaçırması ya da bir öğrencinin geç saatlere kadar süren partiler nedeniyle notlarının düşmesi, çizginin muhtemelen aşıldığını gösterir.

4. İlgi kaybı: Haftalık kitap kulübünün bar ziyaretleriyle değiştirilmesi ya da sabah koşularının sabah iyileşme seanslarıyla takas edilmesi, sosyal kullanımdan problemli kullanıma geçişin açık birer göstergesidir.

5. Sorunlara rağmen kullanıma devam edilmesi: Bu durum, patlak bir lastikle araba kullanmaya benzer; zarar verici olduğunu biliyorsunuz, ancak sonuçlara aldırmadan devam ediyorsunuz

6. Azaltmayı bir türlü başaramama: Bir pastayı buzdolabında saklarken diyet yapmaya çalışmak gibi, azaltma girişimleri de genellikle başarısız olur ve daha derin bir soruna işaret eder.

7. Her riski göze alabilme: Araç kullanmadan önce içki içmek, madde kullanımının yol açtığı kişisel güvenliğin göz ardı edildiğini yansıtır. Başka bir deyişle; maalesef artık ne pahasına olursa olsun kullanmaya başlanmıştır. 

8. Arkadaşlarla ve partnerle sorunlar: Eşle tartışmalar rutin hale gelirse veya arkadaşlardan madde kullanımı nedeniyle uzaklaşmalar  yaşanmaya başlanırsa, alışkanlıkları gözden geçirmenin zamanı gelmiş demektir!

Yazıyı Paylaş

Okumaya devam et…

Bağımlılıkla ilgili doğru bilinen yanlışlar

İnsanların kafasında bağımlılıkla ilgili pek çok soru var. Ancak aynı zamanda benim gözlemlediğim bir durum söz konusu: Bir kişinin tedaviye başlamasını, iyileşmesini engelleyen ve onu çıkmaza sokan asıl şeyin, konuyla ilgili birçok doğru bilinen yanlışın olduğu. Bu yazıda, bu yanlışları ele alıyoruz.

Devamını oku »

Yasal Uyarı
Web sitemizdeki bilgiler ve beyanlar kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik işlemlerinizi doktorunuza danışınız. İçeriklerde EMC Medya Yayıncılık Ticaret Ltd. Şti.’nin, araştırmacılarının, danışmanlarının ve yazarların / bilim insanlarının hazırladığı bilimsel çalışmalar ve kamuya açık yayınlardan derlemelerle elde edilen veriler, yalnızca bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Metinlerimizde tanı yahut tedaviye ilişkin sağlık beyanları yer almamaktadır.

Longevilab'e Abone Ol

Haber bültenimize abone olun ve güncel kalın.